Göçmen sorunu, tüm dünyada olduğu gibi Amerika Birleşik Devletleri'nde de önemli bir gündem maddesi olmuştur. Amerika, çokkültürcülüğü savunan ve çeşitli etnik, kültürel ve dini grupların bir araya geldiği bir ülke olarak bilinmektedir. Fakat göçmen politikaları ve söylemleri, liderler arasında büyük farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda Donald Trump ve Joe Biden son yıllarda iki zıt kutbu temsil eden figürler olarak öne çıkmaktadır. Trump'ın söylemleri, göçmenleri genellikle bir tehdit olarak göstermiş, "Yasadışı göçmenler", "sınır duvarı" ve "uyuşturucu ve suç" gibi ifadelerle göçmenleri kriminalize etmiştir. Trump, göçmenlik politikalarını ulusal güvenlik ve egemenlik çerçevesinde ele almış, böylelikle de aslında geçmişten günümüze çeşitli etnik, kültürel ve dini grupların bir arada yaşadığı ve çokkültürcülüğü savunan bir devlet olarak kabul gören Amerika’nın tarihine ve özellikle Amerikan istisnacılığına ters düştüğü gözlemlenmiştir. Çalışmanın amacı, Donald Trump döneminde (2016-2024) göçmenlere yönelik söylemlerinin yakın mercek altına alınarak, göçmenleri tehdit olarak gösteren ve belirli kültürel grupları hedef alan söylemlerinin analiz edilmesidir. Söz konusu amaç için, öncelikle kavramsal ve tarihsel çerçeve netleştirilerek Amerikan istisnacılığı kavramının tarihsel kökeni ve temel nitelikleri ortaya konulmaya çalışılacaktır. Sonrasında Trump tarafından göçmen toposu bağlamında kullanılan söylemler yakın mercek altına alınarak eleştirel söylem analizi uygulanacaktır. Çalışmada eleştirel söylem analizi salt bir dil analizi olarak kullanılmamakta, aksine göçmenlere yönelik uygulanan iktidar politikasının eleştirisine dayalı bir metot olarak yararlanılarak Trump’ın söylemlerinin, Amerikan İstisnacılığı anlatısını hangi yönlerden yeniden şekillendirdiğini gözler önüne sermektir.
Amerikan istisnacılığı, Donald Trump, Eleştirel Söylem Analizi, Göç, Ruth Wodak